Menü Kapat

Yüksek Lisans

YÜKSEK LİSANS TEZİ HAZIRLAMAK

1988 yılında Araştırma Görevlisi olarak kabul edildiğim Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümüne askerlikten sonra gelip Yüksek Lisans eğitimime başladım. Bölüm başkanımız rahmetli Prof. Dr. Erol Aygün hoca beni Nükleere olan ilgimden dolayı  Prof. Dr. Cevdet Tezcan hocama yönlendirdi. Cevdet hocamın odasına gittim, tez konusu üzerine konuşuyoruz. Hoca bana Gauss kanunu ile ilgili çalışmamızı önerdi. Ben bir süre düşündüm ve hocama şöyle dedim, “Peki çalıştıktan sonra ne olacak, daha önce çalışılıp hocamın odasındaki dolaba dizilmiş tezleri göstererek  bunların arasına koyup tozlanmasını mı bekleyeceğiz.” Cevdet hocam çok şaşırdı ve “ne demek istiyorsun” diye sordu. Bende “madem bir sürü emek verip çalışacağız hiç değil bir anlamı olsun, örneğin karadeniz kıyılarına atılan şu variller, içerisinde ne olduğu hala belirlenemedi, onları nasıl belirleyebiliriz? Demek ki bu konuda eksiklik var” Cevdet hocam yüzüme baktı “madde analizi dedi,  haklısın, peki madde analizi çalışalım.”

Araştırmalarımız sonucu Prof. Dr. Nuray Büget hocam ile  “Nötron Aktivasyon Analizi ile madde tayini”  yapabileceğimiz anlaşılınca ben hoca değiştirmek zorunda kaldım ve Nuray hocam ile çalışmaya başladık.

Nuray hocam bir gün bana ODTÜ de çalıştığımız konu ile ilgili bir  seminer olduğunu ve o semineri dinlememde fayda olduğunu söyledi. Bende hocamın söylediği tarihte ve saatte söylediği seminer salonuna gittim,  en arkaya oturup semineri dinlemeye başladım. En arkaya oturdum çünkü seminer salonunu gözlemlemek ve daha çok kimlerin ilgisi var görmek istiyordum. Seminer boyunca en önde oturan 2 ben yaşlarda öğrenci konuşmacıya sürekli sorular sordular (Arş. Gör. Mustafa YATIN, ve Arş. Gör. Orhan ACAR). Seminer bitti, bu iki öğrenciyi izliyorum, en sevdiğim seminer sonrası ikram kısmına da hiç takılmadan çıktılar. Bende arkalarından çıkıp onları takibe başladım. ODTÜ kimya bölümüne girmek üzere iken onlara yetişip kendimi tanıttım. Sonuç olarak onlar ile arkadaş olmayı başardım. Çok güzel laboratuvarları vardı, her gün laboratuvarlarına gidip onlara takılmaya başladım. Benim çalışmak istediğim Nötron aktivasyon analizi ile madde tayini çalışıyorlardı ve bu konuda laboratuvarları tamdı. Artık benim çalışma yerimde ODTÜ kimya bölümü idi. İşin kötü tarafı bunu benden başka kimse bilmiyordu.

Aradan uzunca bir süre geçti. Ben Nuray hocamın bana verdiği numuneleri hazırlamasını ODTÜ’de öğrendim ama numunelerimi Nötronlar ile ışınlamam gerekiyordu. Nuray hocam bunu da çok güzel çözdü. Türkiye Atom Enerjisinin Küçük Çekmecede çalışan kritik altı bir Nükleer reaktörü vardı. Nuray hocam o zamanki TAEK başkanı Prof. Dr. Atila Özmen ile konuşup orada benim için çalışma izni aldı.  ODTÜ de laboratuvarlarında çalıştığım öğrencilerinde numuneleri vardı, onları da yanıma alarak Küçük Çekmeceye gittim. Orada 15 gün hayatımın en anlamlı günlerini geçirdim. Reaktör çalışırken girip çıkabiliyordum. Sabah saat 09 da Reaktörü çalıştırıyorlardı. Ben sabah erkenden gelip havuz içerisindeki reaktörün tam üzerinde bulunan köprüde yerimi alıyordum. Büyüleyici mavilikteki Çerenkof ışıması en güzel ilk çalıştığında ortaya çıkıyordu ve beni çok etkiliyordu. Rektörün içerisine numunelerimi ben koydum, ışınladım ve geri aldım. İlk çalışmalarımı da Çekmecede yaptım ve dönme vakti geldi. Ben Nötronlar ile ışınlanmış numunelerimi kurşun zırhlar içerisine koyup, otobüs ile dönerim sanıyordum. Ama TAEK buna izin vermedi. Uçakla gitmesi gerekiyormuş ama benim param yoktu. Bu arada tüm masrafları kendim karşılıyorum, 15 günde İstanbul’da maaşımı bitirmiştim. Peki numunelerimi nasıl ODTÜ’ye götürecektim. Çünkü ihtiyacım olan detektörler orada idi. Bizim üniversitede böyle bir laboratuvar yoktu.

Çekmecede’ki herkes ile aram çok iyi idi. Yeni tanışmıştık ama beni sevmişlerdi. Her yere girip çıkıyor, herkes ile konuşuyor ve laboratuvarlarında çalışıyordum. Bana “ her Salı günü Ankara Üniversitesi içerisindeki TAEK’e buradan uçakla değişik kargolar gidiyor. Biz buradan senin numuneleri oraya gönderelim ama orası sana verir mi, ona bilemiyoruz, ama başkada çare gözükmüyor dediler.” Ben tamam dedim, kapalı numune kutusunun içerisine bu numunenin kimlik sahibine ait olduğunu yazan bir mektup ve üniversite kimliğimi bırakıp taşıyıcı kurşun kabı mühürledik. Ben Ankara’ya dönüp söylenen tarihte Dekanımıza gittim. TAEK’den radyoaktif bir numuneyi alıp ODTÜ ye götürmek için araç istedim. Dekanımız şoförü ile birlikte bir araç verdi. Gidip Şoför ile birlikte TAEK’in kapısında beklemeye başladık. Gerçekten saat 13:30 gibi TAEK aracı ile kargolar geldi ve kapının önüne indirmeye başladılar. Kendi numunemi hemen tanıdım, büyük bir heyecan ile gidip hemen yapıştım, bu benim dedim. Orada gerçekten kimseyi fazla tanımıyordum ve herkes çok şaşırdı. “Nasıl senin dediler” Bir saatin sonunda müdür dahil kargo içerisinden çıkan kimliğim, mektup ve kendi nüfus cüzdanım yardımı ile oradakileri ikna edip numuneleri ODTÜ’ye götürmeyi başardım.

Numune içerisindeki elementi tanıyabilmek için bir eğri çizmem gerekiyordu, bunun içinde her üç ayda bir en az 3 kez Germanyum dedektörde numunelerimi saymalıydım.  Bir numunenin sayımı 4 saat sürüyordu ve benim 16 numunem vardı. Zamanı gelince arkadaşlar sadece geceleri dedektörü bana veriyorlardı ve ben sabaha kadar Laboratuvarda kalıyordum. Aradan 9 ay geçti, ben artık son sayımlarımı alıyorum. Akşama doğru Laboratuvara bir gittim, Laboratuvar tamamen dağılmış. Gözlerime inanamadım. Arkadaşlar “Bizim hoca soğuk Fizyon çalışacakmış, Laboratuvarı değiştirdi, çok üzgünüz dediler” Bölüm Başkanı Prof. Dr. Namık Kemal Aras idi. Mecburen çekine çekine hocanın odasına gittim. Karşısına çıktım ve durumu anlattım. Hoca yüzüme baktı baktı, ne diyeceğini biraz düşündü. “Peki tamam burada bir yıldır benim laboratuvarımda çalışıyorsun  hiç aklına, gelip benden izin almak gelmedi mi” diye sordu. Söylenecek ne vardı ki, hoca haklı, gerçekten hiç aklıma  gelmedi veya geldi hoca izin vermez ise ne yaparım, düzenimi hiç bozmayayım diye düşünmüş olabilirim. Namık hoca bana döndü “Peki dedi, her ne ise, bu kadar emek verdin, çöpe atamayız, deneylerin ne kadar sürer ” diye sordu. Sonuç olarak laboratuvar eski haline geldi, bana teslim edildi ve ben Yüksek Lisans tezimi tamamladım.